-
Bugune kadar kaybettiği seyleri yazmak isteyipte yaşamayan ben.
Artık mutlu olduğumu farketme zamanım gelmemiş mi? -
Mutlu olamamanın resmini çiziyorum
Mutlu Olamıyorum çünkü ile başlayan bir sürü cümleye sahibim. Hep engel,hep tercih yapmak zorunda kalmanın verdigi yorgunluk var üzerimde.
Beni en cok mutlu eden haberlerden birini aldığımda ailemle paylaşmadım bunu. Çünkü gercegi bilmiyorlar.
Hayatımdaki kadına onu sevebildigimi bile soylemyemedim çünkü beni var olmamla sinayacak duruma getirebiliyor söyleyemiyorum çünkü tercih yapmak zorunda bırakılıyorum.
Psikologum cuvaldizi batirman gerekirken sen kendine balta ile vuruyorsun dediğinde bile ona yani doktoruma bile icimi açamıyorum çünkü hayat öyle bir şey ki lafını soyletsede soyletmesede yutturabiliyor insana.
Cunku ile başlayan sadece bir kaç cümle bu ve cok sıkıldım ben.
Keske hiç var olmasaydım.
Keske yaratmasaydı beni Allah.
Keske ruhum hiç uflenmeseydi hayatıma. Biliyorum yoklukta hayır yok ama varlıkta hep sıkıntı var.
Keş çeken demektir osmanlıcada.
Çile ise sadece bir Necip Fazıl kitabı değildir.
Çilekes olmakta neyin nesi peki?
2 gün almişken 25 yasımdan sadece irsi mı bu beyaz saclar. -
Bir ms hastasının hayalleri
Başlığı okuyunca size bir ms hastasının hayallerinden bahsedecegimi sandiniz. Ben ise bir hastaya, ömrünün sayılı günleri kaldığını bildigim birisine bir hayal kurdurdum. Belkide hiç sahip olamayacağının farkında olmasa da hayali olması bile mutlu etmezmi insanı?
Serkan 26 yasında bir ms hastası. Hastalığı tipta çözümü olmasa da hastalığın ilerletilmesinin yavaslatilabilecegi bir boyuta sahip. Beni sivil polis zannediyor Serkan. Suçluların pesinde koşarak gecen, elinde silahı ile kötü adamları kovalayan -
Bir ms hastasının hayalleri…
serkan bir ms hastasıydı. 27 yaşında herkesin olmak istediği yaştaydı. ms hastalığı denen bela onu daha çocukluk yıllarında bulmuş, her gün kaslarından, beyninden bir şeyler eksiltmişti. artık elleri daha çok titriyor, daha yavaş yürüyor ama sokaklardan asla kopamıyordu. hep aynı mahallede ki parklarda, caddelerde dolaşan, tanıdığı her insanı gördüğünde elini samimi bir şekilde sıkan bir dosttu o.
ölüme yakın her insan gibi o da zararsızdı belki de tek zararı kendisineydi. bizim yollarımız ise o küçük parkta bankta otururken kesişmişti. serkan bana sen polis misin dediğinde evet demiştim. sivil polisim. çok şaşırmıştı. nelerle uğraşıyorsun peki anlatsana bana işini demişti demesine ama bu cümleyi kurması bile dakikalarını almaya yetmişti.bir şekilde kötü adamların peşinde bir polis olduğumu, arkadaşlarımda kurduğum bir ekibimin olduğunu söylemiştim. pür dikkat dinliyordu beni. belki de ailesinden başka hiç kimse kendisini benim onu ciddiye aldığım kadar almamıştı.
yalan söylemiştim işte. yalandı ama bir sebebi vardı. onu küçük bir çocuğa anlatılan hikaye ile uyutmak gibi bir şeydi benim umduğum ama daha farklı bir sonuca gitmişti olay.
yıllardı kafamda asla cevabını bulamadığım o soruyu sormuştu bana serkan…
beni de alır mısın bu teşkilata???
ne diyecektim ben serkana. hayır desem o büyülü dünyadan uzak kalacak, kendini dışlanmış, çaresiz ve nihayetinde hasta hissedecekti.evet desem hemen sonucunu bekleyeceğini düşündüğüm için bir görüşmem lazım serkan herkesi hemen alamayız bu önemli bir teşkilat ve gerçekten sadece başaracak insanların olması gerekir demiştim ve eklemiştim üstlerime sormam lazım bunu sana dha sonra cevap vereceğim…
attığı her adımda ölüme bir adım daha yaklaşan bir genç vardı karşımda. yüzme bilmeyen, güneşte yanmayan, sezen aksuyla aşık olamayan sevgilisinden ayrılamayan bir genç. aldığı her adım onu ölüme giden çıkmaz bir sokakta yürümeye zorluyordu ve serkan geriye dönemezdi. belki uygulanan tedavi adımlarını, nefeslerini yavaşlatacaktı ama asla o yoldan geri döenemeycekti.
ölüme yürüyen, hasta, fiziksel özellikleri gün geçtikçe kötüleşen bir gence hiç bir zaman gerçek olamayacağını ben bilsem de onun bilmediği bir hayali kurdurtmak kötü müdür? kötü bir şey mi umut kelimesi hafızasından silineli yıllar olmuş bir insana ileride bir gün elinde silahıyla kötü adamları, karanlık güçleri kovalayabileceğini hayal ettirmek, o hayal ile mutlu olmasını sağlamak…
yoksa;
yoksa gerçekten hayat hakkını mı çaldım elinden, hiç bir zaman gerçek olamayacağını bilsem de ona boş yere hayal kurdurtmak günah mıdır?
ne yaptım ben
umut kelimesini, ölmek üzere olan bir beyine sokarak hayal kurdurtarak ve hiç bir zaman gerçek olmayacağını da bile bile… -
battaniye. LAZIM.: time will come
Merhaba tüm kaybeden arkadaşlarım..
Günün birinde, üstünüzden pırıl pırıl köpük gibi bulutlu gökyüzüne doğru havalanan kuş sürüsünü büyülenmiş bir şekilde, parlayan gözlerle ve maksimum estetik hazzı ile izleyen birinin yanıbaşında yumruğunuzu havaya sallayarak:
“EĞER İÇİNİZDEN BİRİ BİLE ÜSTÜME…Posted on February 25, 2012 via battaniye. LAZIM. with 8 notes
Source: odediginfilmlerdeolur
-
Kizildereli şefi -seatle
Beyaz adam, annesi olan topraga ve kardesi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun için bu ihtirasidir ki toprakları collestirecek ve her şeyi yiyip bitirecek. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin tac yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpıslari duyulamaz. Son ırmak kurudugunda, son ağaç yok oldugunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranin yenilemeyin bir şey olduğunu anlayacak!
( adam cok haklı ve ben ağlıyorum ak) -
Ben radihoead karmapolice dinleyen cocuk, Hem de defalarca dinleyen. Aklima takildi yazayim dedim Uykusuzluk ile uyuyamamak aynı şey mı ? temelde bunları dusunmekteydm bu karmanın polislerine bakınirken. Yani uyuyamamak temelde bir uyumaya calışma halinden sonuc alinamamasi gibi gözükürken, bir psikopatolojik sorun gibi hissettirirken kendisini uykusuzluk tam hasta adam ısı gibi geliyor kulağa.
E tabi ki de bir lotus flower gelsin yani , ısımız yok gibi.
İhim ihm.
Yani uykusuzluk ile uyuyamamak hem aynı şey hem birbiri ile örtüşmeyen seyler.
Bok gibi ikiside. Uykuya esir olmak falan diye konuyu saptirmadan olayı bir hikaye ile özetleyeyim.
Lokman hekim oğluna Allah inancini anlatmak maksadıyla tartışırken, madem cok güçlüsün “uyuma o zaman demiş” oğlu düşünmüş taşınmış, denemiş ama bir yerde bayılıp kalınca, lokman hekim bu seferde uyanma demiş, uyanma o zaman. Oğlu düşünmüş taşınmış baba istemesemde uyanmak zorundayım demiş.
Lokman hekim durmus, dusunmus, akli selim insan sonucta vermis o tarihi cevabı;”Senin ananı bacını sikerim”
Bu da böyle bir hikaye iste.1 -
Plays: 1,753[Flash 9 is required to listen to audio.]
“Ben sadece,
Kışın karpuzu
Yazın portakalı özlerdim.
Şimdi bir de sen çıktın başıma.”Posted on February 10, 2012 via battaniye. LAZIM. with 168 notes
Source: odediginfilmlerdeolur
-
incisözlük candır
neden açıklayayım oçler.
özet ? diyenler olabilir, özetinizi siktirtmeyin adama.
saat olmuş 02:45. saçma sapan bir ocak ayındayız.. şu an burada olan adamların çoğu am üstünde göt sikiyor kabul, paraya para demiyor ok, en güzel üniversitelerde okumuş ya da mezun olmuş, kimi istanbul’da kimi izmirde.
ama burası çok kıymetli piçler…
yanınızda sevgiliniz varken de, memlekete aileniz yanına gittiğinizde de, sınavlara çalışırken de, üzgünken de, mutluyken de, iddiadan para kazandığınızda da, ferre izlediğinizde de, güzel bir müzik dinlediğinizde de, kafanız taşşak gibiyken de..
çünkü hepimizin nefes aldığı yer burası olmuş fark ettiniz değil mi?
patrona mı kızdın, başbakana mı, annene mi, babana mı, ekşici piçlere mi kızdın yoksa, yaşlı teyzeye yer vermeyen piç kurusuna mı, gir nickini, yaz şifreyi kurtuldun gitti…
söv sövebildiğin kadar, istediğin kadar ifşa et, istediğin gibi sövdür millete ama bunlar değil asıl sebebi… ne biliyor musunuz piç kuruları?
lan biz burada mutlu oluyor mutlu, kimse kasmıyor burada, kimse kimseyi siklemiyor, evet hepimiz olmasa da çoğumuz zehir gibiyiz ama sikimizde değil, başkaları gibi ”nobel edebiyat ödülü almış” havalarında değiliz, herkes istediği gibi burada koçum…
gecenin bu saatinde oturup bir kaç entry okuyup, bir kaç küfür, bir kaç bilgi, hadi ebesinin amı sigarasını yakalım piçler dediğinde, aç bir müzik bitti gitti…
hala yalnızım diyorsan, takipçi kazanmak için midesindeki pisliği aptalca twitter’a, facebook’a dökenlere baksana.
işte bu sebeple buranın kıymetini bilin piçler…
unutmayın
inci siker.